Hiç savaşmadan Müslüman olan Türk kavmi – Bilgi

Sıradaki içerik:

YKS Başvuru 2020’de dikkat edilmesi gerekenler!

e
sv

Hiç savaşmadan Müslüman olan Türk kavmi

avatar

Muharrir

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

İdil Bulgarları’nın İslâmiyet’i kabul eden diğer Türk devletlerinden ayrıldığı en önemli karakteristik özelliği savaşılmadan organik yolla İslâmiyet’i kabul etmiş olmalarıdır.

İslâm dininin yayılmasında önemli katkıları bulunan İdil Bulgarları Abbasî hilafetinin oldukça zayıfladığı dönemlerde varlıkları ile onlara manevi destek sağlamışlardır.

İDİL BULGARLARI’NIN KİMLİĞİ HAKKINDA İDDİALAR

İdil Havzasında yaşadıkları bilinen Bulgarlar’ın kimliği hakkında birçok görüş bulunmaktadır. Urallı, Fin Slav ve Moğol oldukları yönünde iddialar bulunan Bulgarlar, Wambery, G. Feher ve G. Nemeth’in araştırmalarında ortaya koydukları sonuç itibariyle bir Türk kavmidir. 469 yılından sonra Hun dalgalarından birisi ile Güney Rusya taraflarına yerleştikleri bilinmektedir. İsimleri ilk kez 482 yılında Bizans İmparatoru Zenon’a ettikleri yardım ile duyulmuştur.

Soy itibariyle Bulgarlar Ogur (Ugur) adıyla anılan Batı Türk boylarına bağlıdırlar. Büyük Hun İmparatorluğu zamanında Ural dağlarının doğu bölgesinde yaşamlarını sürdüren bu boylar Çinliler tarafından Tingling olarak isimlendiriliyordu. Tingling kelimesinin “Tiyinli” (sincaplı) anlamına geldiği iddia ediliyor. Bulgarlar VI. Yüzyıl’ın sonlarına doğru Batı Göktürk Devleti’ne bağlandı. 630 yılına Batı Göktürk Devleti yıkılınca Kurt (Kuvrat) önderliğinde Büyük Bulgarya (Magna Bulgaria) devletini kurdular. Bu devlet, kurucusu Kurt’un 665’te ölmesi ile artan Hazar Hakanlığı Devleti’nin saldırıları sonucu yıkıldı. Parçalanan Bulgarlar kabileler halinde farklı coğrafyalara göç etti.

Ogur Türkçesinin bir lehçesini konuşan Çuvaşlar’ın eski Bulgarlar’ın torunu olduğu düşünülmektedir.

İDİL (İTİL) VOLGA BULGAR HANLIĞI KURULUŞU

Resmi din olarak İslâmiyet’i kabul eden ilk Türk devleti olan İdil İdil (İtil) Volga Bulgar Hanlığı, hicrî ilk yüzyılda İdil Havzasında yaşayan bir Türk kavmidir. Batı Hun Devleti içerisinde yer alan Bulgarlar kavmi tarafından kurulmuştur. Daha önce Türk Valiler tarafından kurulan yarı bağımsız Müslüman-Türk Devletlerinden ayrılan özelliği İslamiyet’i kabul ettiklerinde tam bağımsız karaktere sahip olmalarıdır. İdil (İtil) Volga Bulgar Hanlığı en uzun süre hüküm süren Türk devletlerinden birisidir.

7. Yüzyıl’ın sonu ile 8. Yüzyıl’ın başları arasında çoğunluk itibariyle Otuz-Oğurlar’dan oluşan önemli bir Bulgar grubu Orta İdil (Volga) ve Kama (Çolman) nehirlerinin arasındaki bölgeye yerleşti. Orada bulunan eski Türk kabilelerini de yönetimi altına alan bu grup İtil (Volga) Bulgar Hanlığı’nı kurdu. Hazar Hanlığı’na vergi ödeyen İtil (Volga) Bulgar Hanlığı Hazar Hanlığı 965 yılında gücünü kaybedinceye kadar yarı-bağımsız bir karaktere sahipti.

İDİL BULGARLARI İSLÂMİYET’İ NASIL KABUL ETTİ?

Bulgar tüccarların Hazar ülkesinde, Harizm’de ve Sâmâni’de Müslüman tüccarlarla kurdukları temas sonucu Volga bölgesinde İslâmiyet yayılmaya başladı. Bu vesile ile 900’lü yıllarda Bulgarlar arasında İslâm dini tanındı ve birçok Bulgar Müslüman oldu. Bulgar Hanı Şelkey’in oğlu Almuş Han Müslüman sayısının arttığının farkındaydı. Aynı zamanda Hazar Hakanlığı’na karşı iş birliği yapacağı bir devlet arayışı içindeydi. Bu iki sebepten dolayı Abbasiler ile irtibat sağladı. 920 ya da 921 yılında Halife Muktedir Billah’a elçi gönderdi ve İslâmiyet’i kabul ettiklerini bildirerek dini öğretmesi için âlimler ve cami ile kale inşa etmeleri içinde mimarlar talep etti.

Almuş Han adını Emîr Cafer b. Abdullah olarak değiştirdi. Muktedir Billah’ın bu teklifi kabul etmesinin ardından Bulgar Hanlığı Abbasi Halifesine bağlı bir Müslüman Devleti oldu. Abbasi Halifesi ve Bulgar Hanı adına sikkeler bastırıldı. Birçok cami ve saray inşa edildi. Kadılık müessesi kuruldu. Almuş Han’dan yani Emîr Cafer b. Abdullah’tan sonra Bulgar Hanlığı görevini oğlu Mikail sürdürmüştür. Daha sonra Han olan isimler sırasıyla şu şekildedir: Ahmed, Talib, Mü’min, Haydar, Muhammed, Said b. Haydar, Barac, İbrahim, Selim, İlham, Abdullah, Hasan, Mahmud, Abdullah, Altınbek ve Âlimbek.

965 yılında Hazar Hakanlığı’nın yıkılması sonucu tam bağımsızlığını kazanan ve 920-921 yıllarında İslâmiyet’i seçen Bulgar Hanlığı bu özelliği ile Karahanlılar’dan önce gelmektedir. İdil Bulgarları İslâm dinini seçmesinin ardından Doğu Avrupa’da İslâmiyet’in yayılması için çaba sarf etti.  986 yılında Kiev Knezi Vladimir Müslüman olmaya davet edildi.

Hazar Hakanlığı’nın zayıflamasından sonra bölgeyle irtibatı olan İdil Şehri ticari önemini yitirmiştir. Bundan sonra Bulgarşehri’nde ticari faaliyetler yoğunlaşmış ve Arap, İran, Türkmenistan, Hazar, İskandinavya, Rus ülkeleri ve Baltık Denizinden gelen tüccarlar alışveriş yapmaya başlayınca Bulgarşehri çok önemli bir Pazar halini almıştır. Kuzeydeki kürk ticareti nedeniyle Ruslarla İdil Bulgarları arasında yüzyıllara yayılmış büyük mücadeleler gerçekleşmiştir.

İDİL (VOLGA) BULGAR HANLIĞI YIKILIŞI (840/1437)

İdil Bulgarları’nın Ruslar ile mücadelesinin sürdüğü zamanlarda Ruslar ve Moğollar arasında da savaşlar başlamıştır. 1223 yılında Kalka Savaşı’nda Kuman-Kıpçak orduları Moğol ordusu tarafından mağlup edilmiştir. Daha sonra Aral bölgesine ilerleyen Moğol Ordusu İdil Bulgarları tarafından hezimete uğratıldı. Moğol İmparatoru Batu Han intikam için 1236-1237 yıllarında İdil Bulgarları’na karşı harekete geçti. Bu Moğol saldırılarında İdil Bulgarları’nın ülkesi baştan aşağı yağmalandı, çok ağır zararlara uğradı. O dönemde 50 bin kişinin yaşadığı Bulgarşehri de aynı şekilde yerle bir edildi. Nüfusun çoğu ise öldürüldü. 1238-1239 yıllarında ikinci kez harekete geçen Moğollar Kuman Kıpçaklarını bir kez daha yendi. Kuman Kıpçaklar bu yenilgiden sonra İdil Bulgarları’nın ülkesine geldi.

Moğol istilalarının ardından Altın Orda devletinin hakimiyetine giren İdil Bulgarları tam manasıyla teslimiyet göstermeyip onlardan ayrılmak için de mücadeleleri sürdürdü. Yeniden bağımsızlıklarını kazanmaya çalışan İdil Bulgarlar başarıya ulaşamadı ve siyasi varlığını yarı bağımsız bir karakterde sürdürdü. Mücadeleleri esnasında Altın Orda Han’ı Pulat Timur 1361 yılında İdil topraklarını istila etti. Bu yenilginin ardından İdil Bulgarları’ndan bir kısmı kuzeye yöneldi ve Kazan şehrini kurdu.

Timurlenk ile Altın Orda Han’ı Toktamış’ın arasında süren mücadeleleri Timurlenk kazandı fakat Bulgarşehri bir kez daha tahrip edildi. Bu tahribat oldukça büyüktü ve şehir tekrar toparlanamayacak hale gelince 1399 yılında halk Kazan şehrine diğer Bulgarlar’ın yanına gitti.

Kazan bölgesinin tamamen Türkleşmesinin üzerine Kuman-Kıpçak-Bulgar karışımı bir sosyo demografik yapı oluştu. Altın Orda Hanlarından Uluğ Muhammed 1437 yılında Kazan Hanlığı’nı kurunca bu devletin içinde bir nüfus olarak kalan İdil Bulgarları tarihten silinmiş oldu.

İDİL BULGARLARI’NA GENEL BİR BAKIŞ

İdil Bulgarları’nın İslâmiyet’i kabul eden diğer Türk devletlerinden ayrıldığı en önemli karakteristik özelliği savaşılmadan organik yolla İslâmiyet’i kabul etmiş olmalarıdır. İslâm dininin yayılmasında önemli katkıları bulunan İdil Bulgarları Abbasî hilafetinin oldukça zayıfladığı dönemlerde varlıkları ile onlara manevi destek sağlamışlardır.

Başkentleri itibariyle ticari olarak oldukça geniş bir pazara sahip olan İdil Bulgarları meslek anlamında oldukça geniş özelliklere sahiptir. Tarım’ın yanı sıra ticaret, avcılık, hayvancılık, arıcılık gibi temel geçim meslekleri üzerine kendilerini geliştirmişlerdir. Ayrıca İdil Bulgarları’nın kuyumculuk özellikleri de oldukça gelişmiştir. Sahip olduğu yetenekleri ile rakiplerine o dönemde fark atan İdil Bulgarları bu özellikleri sayesinde çok önemli ticaret şehirlerine sahip olmuştur. En büyük pazarları ise bugün Kazan şehrinin 115 kilometre güneyinde yer alan Bulgarşehri olarak bilinmektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli