Takip Edin

Bilgi

İnsan ve hayat | Zaman ve mekân ile mukayyedlik

Avatar

Yayınlanma tarihi

-

Zaman ve mekan arasında sıkışmış özgür gibi görünen insan ve hayat kavramları.. Mücahit Albayrak bu köşe yazısı içinde bu kavramlara anlam yüklemeye çalıştı

İnsan öznesinin belirli bir vakit içerisinde belirli bir mekânda geçirdiği değişime verilen addır hayat. Kimine göre sırf dünya olarak tabir bulur, kimine göre sırf dünya sonrası ve kimine göre ise iki dünya arası. Tabirler değişse de kelimeler dolayısıyla söylemler aynıdır. İnsan ve hayat / zaman ve mekân…

İnsan başı ve sonunu gözlemleyebilen ama bunlara doğrudan müdahalede bulunamayan varlıktır.

Doğmak istese doğamaz, uygun şartları hazırladığında veya hazırlandığında doğum için irade gösterir veya gösterilir ve sonuçtan emin olamaz veya olunamaz.

Ölmek istese ölemez;

Uygun şartlarda ölüme yaklaşabilir ancak sırf irade ettiği için bunu yapamaz.

Tüm ölüm teşebbüslerinde kesinlik yoktur. Dolayısıyla değişkenlere göre ölümü de belirleyemez.

Yani insan; mutlak olarak güç sahibi olamayan ama gücün farkında olup etkide bulunabilen muhteşem ancak bir o kadarda eksik bir varlıktır.

Bu gibi ağır konuları düşünmesi bile korkutur insanı. Zira duyumsanan hayat bu gibi düşüncelerden daha kolay gelir. Sorumluluk almak istemez. Ancak doğası gereği bunları düşünmeye zorlanır. Sonuç olarak öyle ya da böyle düşünür.

Peki bu düşünüş ne kadar etkilidir? Farklar burada göze çarpmaya başlar. Yani düşünmek bir iş, düşünmenin etkisi ayrı iş. Tüm bunlar ise zaruri ama bir o kadarda iradî şeyler…

Hayat her çağda farklı anlamlara bürünür

Ama kendinden ne bir şey kaybeder ne de bir şey katar. Geçmiş hayat, gelecek hayat, modern hayat… Tüm bunlar hayatı değiştirmez ancak hayatı yaşayan insanda derin izler bırakır. Hayat aynıdır ama hayatı yaşayan özne anladığı şeye göre farklıdır.

Modern hayat. Kendisi üzerine düşünüldüğünde kısırlığa sebebiyet veren ancak sığ düşğncede oldukça geniş ve renkli durun bir algı şekli. Modern kelimesiyle adeta kökünden değişmiş.

Evet modern hayat…

Sorgulanması gereken ancak sorgulanamayan hatta bu düşünğle ihtiyaç duyulmayan değişik hayat. Zira modern hayatın temelinde özgürlük ve onun kazandırdığı her şeyi eleştirme varken, modern hayata karşı yasaklı gibidir. Özgürlük modern kelimesinde sona erer adeta. Düşünme, eleştirme ve sorgulama durumlarında sınırı teşkil eder modern yüklü hayat. Zira insan ölene kadardır hayatta. Ve dahası onun için ön görülmez.

Görülmemeli de. Çünkü tersi modern hayatın bitmesi yeni bir hayatın düşğnülmesinş gerektirecektir. Yani oldukça zordur. Modern hayatın temellerini atan kültür veya zihniyet buna müsade etmez hatta modernite dışında her şeye savaş açar. Söylemleri yaptığının zıttıdır bir yerde. Zira çeşitlilik ve değişkenlik temellerini oluşturur. Taki modern kelimesine kadar. Bu kelimeden sonrası ne düşünce de ne de hayatta olmalıdır. Düşünülmesi hastalık addedilir ve yasaklanır.

İnsan ve hayat…

Ortak hayatı paylaşan insanlar olarak hayatımızı etkileyen modern kelimesini düşünmeliyiz. Zira bize verdikleri yanında gizlediklerini de görebilmeliyiz. Çünkü insan en iyisini ve en güzelin isteyen ve alması gereken bir varlık.

Evlerimizde geçirdiğimiz ve zor zamanlar olarak nitelendirdiğimiz kovid-19’lu zamanlarda düşünülmesi gereken bir olgudur modern hayat. Zira hayat bitirilebilecek küçük bir gerçeklik değildir. Sınırları aşılabilen ve sınırlılığı olmadığı düşünülen bir gerçekliktir. Bu gerçeklik üzerinde biz insanların düşünmesi oldukça önemli ve zaruridir.

Umarım her insan önce kendini sonra hayatını ve sonra hayatını şekillendiren moderniteyi sorgulayabilecek bir düşüncede bulabilir kendini.

Sağlıklı ve anlamlı günlerde kalınız.

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bilgi

Hiç savaşmadan Müslüman olan Türk kavmi

Avatar

Yayınlanma tarihi

-

İdil Bulgarları’nın İslâmiyet’i kabul eden diğer Türk devletlerinden ayrıldığı en önemli karakteristik özelliği savaşılmadan organik yolla İslâmiyet’i kabul etmiş olmalarıdır.

İslâm dininin yayılmasında önemli katkıları bulunan İdil Bulgarları Abbasî hilafetinin oldukça zayıfladığı dönemlerde varlıkları ile onlara manevi destek sağlamışlardır.

İDİL BULGARLARI’NIN KİMLİĞİ HAKKINDA İDDİALAR

İdil Havzasında yaşadıkları bilinen Bulgarlar’ın kimliği hakkında birçok görüş bulunmaktadır. Urallı, Fin Slav ve Moğol oldukları yönünde iddialar bulunan Bulgarlar, Wambery, G. Feher ve G. Nemeth’in araştırmalarında ortaya koydukları sonuç itibariyle bir Türk kavmidir. 469 yılından sonra Hun dalgalarından birisi ile Güney Rusya taraflarına yerleştikleri bilinmektedir. İsimleri ilk kez 482 yılında Bizans İmparatoru Zenon’a ettikleri yardım ile duyulmuştur.

Soy itibariyle Bulgarlar Ogur (Ugur) adıyla anılan Batı Türk boylarına bağlıdırlar. Büyük Hun İmparatorluğu zamanında Ural dağlarının doğu bölgesinde yaşamlarını sürdüren bu boylar Çinliler tarafından Tingling olarak isimlendiriliyordu. Tingling kelimesinin “Tiyinli” (sincaplı) anlamına geldiği iddia ediliyor. Bulgarlar VI. Yüzyıl’ın sonlarına doğru Batı Göktürk Devleti’ne bağlandı. 630 yılına Batı Göktürk Devleti yıkılınca Kurt (Kuvrat) önderliğinde Büyük Bulgarya (Magna Bulgaria) devletini kurdular. Bu devlet, kurucusu Kurt’un 665’te ölmesi ile artan Hazar Hakanlığı Devleti’nin saldırıları sonucu yıkıldı. Parçalanan Bulgarlar kabileler halinde farklı coğrafyalara göç etti.

Ogur Türkçesinin bir lehçesini konuşan Çuvaşlar’ın eski Bulgarlar’ın torunu olduğu düşünülmektedir.

İDİL (İTİL) VOLGA BULGAR HANLIĞI KURULUŞU

Resmi din olarak İslâmiyet’i kabul eden ilk Türk devleti olan İdil İdil (İtil) Volga Bulgar Hanlığı, hicrî ilk yüzyılda İdil Havzasında yaşayan bir Türk kavmidir. Batı Hun Devleti içerisinde yer alan Bulgarlar kavmi tarafından kurulmuştur. Daha önce Türk Valiler tarafından kurulan yarı bağımsız Müslüman-Türk Devletlerinden ayrılan özelliği İslamiyet’i kabul ettiklerinde tam bağımsız karaktere sahip olmalarıdır. İdil (İtil) Volga Bulgar Hanlığı en uzun süre hüküm süren Türk devletlerinden birisidir.

7. Yüzyıl’ın sonu ile 8. Yüzyıl’ın başları arasında çoğunluk itibariyle Otuz-Oğurlar’dan oluşan önemli bir Bulgar grubu Orta İdil (Volga) ve Kama (Çolman) nehirlerinin arasındaki bölgeye yerleşti. Orada bulunan eski Türk kabilelerini de yönetimi altına alan bu grup İtil (Volga) Bulgar Hanlığı’nı kurdu. Hazar Hanlığı’na vergi ödeyen İtil (Volga) Bulgar Hanlığı Hazar Hanlığı 965 yılında gücünü kaybedinceye kadar yarı-bağımsız bir karaktere sahipti.

İDİL BULGARLARI İSLÂMİYET’İ NASIL KABUL ETTİ?

Bulgar tüccarların Hazar ülkesinde, Harizm’de ve Sâmâni’de Müslüman tüccarlarla kurdukları temas sonucu Volga bölgesinde İslâmiyet yayılmaya başladı. Bu vesile ile 900’lü yıllarda Bulgarlar arasında İslâm dini tanındı ve birçok Bulgar Müslüman oldu. Bulgar Hanı Şelkey’in oğlu Almuş Han Müslüman sayısının arttığının farkındaydı. Aynı zamanda Hazar Hakanlığı’na karşı iş birliği yapacağı bir devlet arayışı içindeydi. Bu iki sebepten dolayı Abbasiler ile irtibat sağladı. 920 ya da 921 yılında Halife Muktedir Billah’a elçi gönderdi ve İslâmiyet’i kabul ettiklerini bildirerek dini öğretmesi için âlimler ve cami ile kale inşa etmeleri içinde mimarlar talep etti.

Almuş Han adını Emîr Cafer b. Abdullah olarak değiştirdi. Muktedir Billah’ın bu teklifi kabul etmesinin ardından Bulgar Hanlığı Abbasi Halifesine bağlı bir Müslüman Devleti oldu. Abbasi Halifesi ve Bulgar Hanı adına sikkeler bastırıldı. Birçok cami ve saray inşa edildi. Kadılık müessesi kuruldu. Almuş Han’dan yani Emîr Cafer b. Abdullah’tan sonra Bulgar Hanlığı görevini oğlu Mikail sürdürmüştür. Daha sonra Han olan isimler sırasıyla şu şekildedir: Ahmed, Talib, Mü’min, Haydar, Muhammed, Said b. Haydar, Barac, İbrahim, Selim, İlham, Abdullah, Hasan, Mahmud, Abdullah, Altınbek ve Âlimbek.

965 yılında Hazar Hakanlığı’nın yıkılması sonucu tam bağımsızlığını kazanan ve 920-921 yıllarında İslâmiyet’i seçen Bulgar Hanlığı bu özelliği ile Karahanlılar’dan önce gelmektedir. İdil Bulgarları İslâm dinini seçmesinin ardından Doğu Avrupa’da İslâmiyet’in yayılması için çaba sarf etti.  986 yılında Kiev Knezi Vladimir Müslüman olmaya davet edildi.

Hazar Hakanlığı’nın zayıflamasından sonra bölgeyle irtibatı olan İdil Şehri ticari önemini yitirmiştir. Bundan sonra Bulgarşehri’nde ticari faaliyetler yoğunlaşmış ve Arap, İran, Türkmenistan, Hazar, İskandinavya, Rus ülkeleri ve Baltık Denizinden gelen tüccarlar alışveriş yapmaya başlayınca Bulgarşehri çok önemli bir Pazar halini almıştır. Kuzeydeki kürk ticareti nedeniyle Ruslarla İdil Bulgarları arasında yüzyıllara yayılmış büyük mücadeleler gerçekleşmiştir.

İDİL (VOLGA) BULGAR HANLIĞI YIKILIŞI (840/1437)

İdil Bulgarları’nın Ruslar ile mücadelesinin sürdüğü zamanlarda Ruslar ve Moğollar arasında da savaşlar başlamıştır. 1223 yılında Kalka Savaşı’nda Kuman-Kıpçak orduları Moğol ordusu tarafından mağlup edilmiştir. Daha sonra Aral bölgesine ilerleyen Moğol Ordusu İdil Bulgarları tarafından hezimete uğratıldı. Moğol İmparatoru Batu Han intikam için 1236-1237 yıllarında İdil Bulgarları’na karşı harekete geçti. Bu Moğol saldırılarında İdil Bulgarları’nın ülkesi baştan aşağı yağmalandı, çok ağır zararlara uğradı. O dönemde 50 bin kişinin yaşadığı Bulgarşehri de aynı şekilde yerle bir edildi. Nüfusun çoğu ise öldürüldü. 1238-1239 yıllarında ikinci kez harekete geçen Moğollar Kuman Kıpçaklarını bir kez daha yendi. Kuman Kıpçaklar bu yenilgiden sonra İdil Bulgarları’nın ülkesine geldi.

Moğol istilalarının ardından Altın Orda devletinin hakimiyetine giren İdil Bulgarları tam manasıyla teslimiyet göstermeyip onlardan ayrılmak için de mücadeleleri sürdürdü. Yeniden bağımsızlıklarını kazanmaya çalışan İdil Bulgarlar başarıya ulaşamadı ve siyasi varlığını yarı bağımsız bir karakterde sürdürdü. Mücadeleleri esnasında Altın Orda Han’ı Pulat Timur 1361 yılında İdil topraklarını istila etti. Bu yenilginin ardından İdil Bulgarları’ndan bir kısmı kuzeye yöneldi ve Kazan şehrini kurdu.

Timurlenk ile Altın Orda Han’ı Toktamış’ın arasında süren mücadeleleri Timurlenk kazandı fakat Bulgarşehri bir kez daha tahrip edildi. Bu tahribat oldukça büyüktü ve şehir tekrar toparlanamayacak hale gelince 1399 yılında halk Kazan şehrine diğer Bulgarlar’ın yanına gitti.

Kazan bölgesinin tamamen Türkleşmesinin üzerine Kuman-Kıpçak-Bulgar karışımı bir sosyo demografik yapı oluştu. Altın Orda Hanlarından Uluğ Muhammed 1437 yılında Kazan Hanlığı’nı kurunca bu devletin içinde bir nüfus olarak kalan İdil Bulgarları tarihten silinmiş oldu.

İDİL BULGARLARI’NA GENEL BİR BAKIŞ

İdil Bulgarları’nın İslâmiyet’i kabul eden diğer Türk devletlerinden ayrıldığı en önemli karakteristik özelliği savaşılmadan organik yolla İslâmiyet’i kabul etmiş olmalarıdır. İslâm dininin yayılmasında önemli katkıları bulunan İdil Bulgarları Abbasî hilafetinin oldukça zayıfladığı dönemlerde varlıkları ile onlara manevi destek sağlamışlardır.

Başkentleri itibariyle ticari olarak oldukça geniş bir pazara sahip olan İdil Bulgarları meslek anlamında oldukça geniş özelliklere sahiptir. Tarım’ın yanı sıra ticaret, avcılık, hayvancılık, arıcılık gibi temel geçim meslekleri üzerine kendilerini geliştirmişlerdir. Ayrıca İdil Bulgarları’nın kuyumculuk özellikleri de oldukça gelişmiştir. Sahip olduğu yetenekleri ile rakiplerine o dönemde fark atan İdil Bulgarları bu özellikleri sayesinde çok önemli ticaret şehirlerine sahip olmuştur. En büyük pazarları ise bugün Kazan şehrinin 115 kilometre güneyinde yer alan Bulgarşehri olarak bilinmektedir.

Devamını oku

Bilgi

Ünlü oyuncu canlı canlı toprağa gömüldü

Avatar

Yayınlanma tarihi

-

Mesleği oyunculuk olan insanlar işleri yaparken her şeyi göze almalıdırlar. Fobileri olan film ve dizilerin ünlü isimleri tercih hakkına sahip değiller.

Birçok sinema oyuncusu bu korkuları ile yüzleşmek zorunda kaldı. Sahip olduğu fobilerle film sahnelerinde yüzleşmek zorunda kalan bu oyuncuları sizin için derledik.

1- Ryan Reynolds – Klostrofobi

Listenin ilk sırasında Ryan Reynolds yer alıyor. Kapalı alanda kalma konusunda zorluklar yaşayan Reynolds, bu sahnenin çekiminde duygusal ve fiziksel olarak çok zorlandıklarını ifade etti. Bu sahne gerçekliği nedeniyle oldukça ilgi gördü. Filmin içerisinde yer alan diğer sahneler de gerçeğe yakın çekilmesiyle biliniyor.

2- Scarlett Johansson – Kuş korkusu

Ünlü oyuncu kuşlardan oldukça korkuyor. We Bought a Zoo filminde ise aksi gibi hayvanlar ve kuşlar oldukça fazla yer alıyor. Filmin konusu bu olunca fobisi ile yüzleşen oyuncu mesleğini ne kadar sevdiğini de gösterdi.

3- Sylvester Stallone – Yükseklik korkusu

Bizim Rambo film serisi ile tanıdığımız Sylvester Stallone aslında yüksek yerlerden korkuyor. Gariptir çünkü onun çektiği Rambo film serisinin tamamı aksiyon sahnelerinden oluşuyor. Diğer oyunculuk yaptığı filmlerde de yükseklik ile oldukça fazla muhatap oldu. Cliffhanger filmi Alplerde çekildi ve yerden yükseklikleri ise tam 11 bin metre idi. Filmde oynaması için onu yönetmen bir şekilde ikna etmişti.

4- Uma Thurman – Klostrofobi

Uma Thurman’da tıpkı Ryan Reynolds gibi kapalı alanlardan ve havasız kalmaktan hoşlanmıyor hatta korkuyor. Ünlü oyuncu film için canlı canlı toprağa gömüldü. Kill Bill filmindeki en önemli sahnelerden birisi olan bu sahnede canlı olarak toprağın altına gömülen Thurman, bundan korkmak için klastrofobik olmaya gerek olmadığını söylüyor.

5- Rebel Wilson – Yükseklik korkusu

Rebel Willson’da tıpkı Sylvester Stallone gibi yüksek yerleri pek sevmiyor. Pitch Perfect 3 çekimlerinde korkusu ile yüzleşen oyuncu, 20 metrelik mesafeden atlayışını içeren sahnenin tam 10 kez çekildiğini söyledi. Her defasında ise yüzünde donuk ve katı ifadenin olduğunu belirtti.

6- Kristen Stewart – Ata binme korkusu

Kristen Stewart, Snow White and the Huntsman isimli filmin çekimlerinde ata binmek zorunda kaldı fakat o bundan pek haz almıyordu. Atların enerjisini çok sevdiğini belirten Stewart, sadece onlara binmeyi pek sevmiyor. Çünkü onları yönlendirmek ona göre yanlış bir hareket.

7- Jake Gyllenhaal – Deve kuşu korkusu

İnsan deve kuşlarından korkar mı demeyin. Çünkü Jake Gyllenhaal’a göre deve kuşları göründükleri kadar masum değil. The Sands of Time çekimleri esnasında bir korkusu olduğunu fark etti. Gyllenhaal, etrafında gürültü yapıldığında insanlara saldırabilen deve kuşları karşısında dehşete kapıldığını ifade ediyor.

7- Jennifer Aniston – Su altında durma korkusu

Ünlü oyuncu Jennifor Anniston çocukluğundan beri suyun altında durma konusunda endişe yaşıyor. Cake fiminde yer alan su altında çekilen sahnelerde oldukça zor anlar yaşamış.

10- Matt Damon – Yılan korkusu

Matt Damon yılanlardan korkuyormuş. Aslında korkmamak tuhaf. Şahsen biz de yılanlardan pek hoşlanmıyoruz. Fakat Damon bu korkusuyla We Bought a Zoo filminde oldukça dehşetli anlar yaşadı.

Devamını oku

TRENDLER

© Copyright 2018 bilgikosku.com tüm hakları saklıdır. Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları Bilgikosku.com’a aittir.